Archive for Oktober, 2009

Yirmilik (20′lik) de nedir ya……

Share

beyaz-dis

20 li yaşlarımın sonlarına yaklaştığım şu dönemlerde topuklu ayakkabılarımın üzerinde,

bu 20′lik denilen meret den ötürü sendelemekteyim.

Zaten absürd olan 3 adet 20 lik dişim olması ve defectliğime bir kanıt daha biçilmesi 4.sü yok!

(Buarada Türkçemden ötürü özürdiliyorum , biliyorum bir de TDK dan bir görevli görse raflarımda duran TDK sözlüklerini onlara işaret edip
“yavrum neyliyorsun güzel Türkçemizi ” diyebilir… ama affınıza sığınarak çok başta olan bir amatör olduğumu belirtmek isterim)

Ömer Hayyam (Omar Khayyām)

Share

[nggallery id=8]

Omar Khayyām oder Umar Khayyām

(persischعمر خیام‎ ’);


* um 1048 in Nischapur, ProvinzChorasan; † 1123) war sowohl ein persischer Mathematiker und Astronom,
als auch ein angesehener Philosoph und Dichter.
(in GE & ENG)
“Das Rätsel dieser Welt löst weder Du noch ich,
“The secrets eternal neither you know nor I

Jene geheime Schrift liest weder Du noch ich.
And answers to the riddle neither you know nor I
Wir wüssten beide gern, was jener Schleier birgt,
Behind the veil there is much talk about us, why
Doch wenn der Schleier fällt, bist weder Du noch ich”
When the veil falls, neither you remain nor I.”
———
(in TR)
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;

Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;

Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,

Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.

ÇıLdırDıkLaRımIz!!!

Share

[nggallery id=5]

çILdırdıkLarImIz

Bazı insanlar vardır ki benim gibi onları dürterler ,ve onları ne bir terapi ne bir felsefe ne de herhangi başka birşey alıkoyabilir bu dünyada düşündüklerini dile getirmekten. Oyüzden bu tür insanlara “çok fazla düşünüyorsun” gibi cümlelerle yaklaşmamanızı tavsiye ederim.

TaBii bu tür tiplere toplumda pek hoş gözle bakılmaz ve sürekli eleştirilir ve matah birşeymiş gibi değişik değişik sıfatlarla sanki kişinin iyiliği içinmiş gibi öğütler verilir halbuki bu sadece kişinin özgüvenini zedeleyip kişiyi engelleme girişiminden öte birşey değildir.

Çünkü siz onlar için bir tehlike olabilirsiniz.

Biliyormusunuz şimdiye dek hiç böyle düşünmemiştim ; ta ki değerli yol göstericim, Terapistim ile bir gün sohbet ederken bunu fark edinceye dek. Birde  üstüne üstelik çeşitli bilimsel makalelerde de bu tür düşüncelere rastlayınca durumun benim kişisel kurgum olmadığını anladım ve araştırmaya başladım.

Çünkü insan denilen varlık kabul görmek ister.

Çünkü sevilmek ister, ve bunları elde etmek  için de çeşitli yöntemlere başvurur.

Aslında şimdiye dek burada değindiğim konular tamamen kökünden bununla ilgili her nekadar birbirinden bağımsız konular gibi gözüksede.

Daha iyi anlaşılmak için, örnek vererek gideceğim.

Örneğin daha önce sunduğum Mobbing Konusuna göz atarsanız İş yerinde çok başarılı kişiler mobbinge uğrar ve mobbing de kişinin yaptığı işlerin red edilmesi , önemsenmemesi, çevresi tarafından ignore edilmesi gibi oyunlarla tuzağa düşürülerek bezdirme haraketine geçilmesidir.BÖYLECE patronunuz ya da üstünüz ya da sizi bezdirmeye çalışan kişi hedefine ulaşır ve sizi işden şutlamak adına kendi özgür iradenizle harekete geçirmiş olur. Şaka gibi ama resmen bir iksir etkisi ile zafere ulaşılır.Mağdur Kişide durumu ancak aylar sonra anlar ve puzzle parçaları yerine oturur. Ama iş işden geçmişdir bir kere. Sesiniz o dönemde yükselmeliydi!!! Ama o dönemde sustunuz;  çünkü ‘kötü’ , ‘tü-ka-ka’ kişilik olmakdan sıkıldınız.Kabul görmek adına daha fazla sorun olmaması adına sorunların büyümesinden kaçtınız ve maçı kendi ellerinizle karşı tarafa teslim ettiniz.

Diğer bir örnek ise tamamen hepimizin gündelik hayatı ile ilgili.

Insanlar insanlara ihtiyaç duyarlar ve sonuç itibari ile birbirlerini  sevip, aşık olurlar ya da bu duygularu  taklit ederek öyle olduğunu iddaa ederler.Bunları yaparkende kendilerine kişiler seçerler.Bu kişileri seçerkende belirli unsurlara dikkat ederler ki bu günümüz materyalist dünyasında genellikle meta bazlı olmaktadır.

Bu sefer sizi sevmeleri için çaba sarf edersiniz ve “beni seç , beni seç “ , diye  haykırır iç sesiniz.

(Bunu tabiiki de bilinçli yapmazsanız!)

E.Fromm  bu konuyu hatta şöyle ifade etmiştir;

“…..özellikle erkeklerin yeğlediği yollardan biri , başarılı olmak , yaşadığı toplum içinde büuyük ölçüde güç ve para elde etmektir. Kadınların seçtiği bir başka yol da , vücuduna giyimine bakarak alımlı olmaya çalışmaktır…..Aslına bakarsak bizim kültürümüzdeki birçpk insanın sevimli olmakdan anladığı, herkesin hoşuna gitmekle albenisi olmak arasında aynı şeydir.”

Ben bu satırları okuduğumda kendimi bir insan olarak çok aşağılanmış hissettim ama tamamen doğru bir tanımlama ve gözlem olduğu için durumu hemen  yapıcı olarak kabul ettim ve çözüm aradım.

Bu benzetme aklıma Lisede Almanca Hocamın dediği birşeyi düşürdü;

“herkes sizi sevseydi ozaman bu sizin karaktersiz

( =içini göstermeyen/ seffaf olmayan/ politik/ yerine göre davranan / karakteri oturmamıs)

biri olduğunuza işarettir ” demişti.

Oysa Günümüzde,  tam aksine herkes tarafından sevilmek gerekir  çünkü aksi takdirde tehlike ifade edebilirsiniz , ki ne yazık bir durum.

İşte bunlar benim çıldırdığım durumlar ve bende arızalar yaratıyorlar!!!….

F.DURMAZ

Elif Gezgin;

Share

[singlepic id=23 w=320 h=240 float=center]
Film Strip
Film Gibiyiz….
Hayatlarımızın film olduğuna inanmamız tam da sistemin bizden beklediği değil midir?
Dünyanın en büyük emperyalist gücü Amerika neden kaynaklarının tamamını ‘silah üretimi’ ve ‘sinema’ ya harcar?
Çünkü insanların kendilerini bir film de oyuncuymuş gibi görmesine ihtiyaç duyar. Hele ki kendi insanları, kendi halkı dışındaki, ‘halkını yaşatmak için sürekli sömürmek durumunda olduğu’ diğer dünya ülkelerinin halkları için bu ihtiyaç son haddededir, elzemdir.
Sizler , bizler, filmde gibiyizdir.
Filmlerdeki kadınlar kadar şık (giyim, aksesuar, makyaj), onlar kadar sağlıklı ve formda (spor malzemeleri, tıp, ilaç üretimi,estetik cerrahi), onlar kadar zengin (otomotiv, teknolojinin her dalı, emlak vs) görünmek isteriz.

Nazım Hikmet Ran ( * 1901, † 1963 )

Share

hikmet50-350

YAŞAMA DAIR (Türkçe)
1
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Charles BUKOWSKI ( * 1920, † 1994 )

Share

Bukowski

Bukowski

Mavi Kuş

bir mavi kuş var yüreğimde
çıkmaya can atan
ama ben ondan güçlüyüm, kal,
diyorum ona, kimsenin
seni görmesine izin veremem.

Mobbing

Share

moooobbing

MOBBING

Mobbing Konusu maalesef  Türkiye de yeni yeni gündeme gelmektedir. Herkes Mobbing´in  temelinde korkuların yattığını başta iş yerinde olmak üzere kişiyi iş yerinde psikolojik taciz ederek istifa etmesine neden olmak istemektedir. Yani duygusal Terörizm dir.

Insanoğlu kendine rakip gördüğü ya da hoşlanmadığı insanlardan kurtulmak için çeşitli yöntemlere başvurur. Mobbing de başvurulan yöntemlerden bir tanesidir. Türkiye de çalışanların haklarını koruyan kuruluşların bulunmamasıdan dolayı  bu konular hakkında maalesef yeterli Bilgilere sahip değiliz ve bu tür konulara yabancı kalmaktayız. Mobbing konusu aslında sadece çalışma alanında değil bir çok alanda söz konusu olabilmektedir.

Erich Fromm ( * 1901, † 1963 )

Share

 

 

ERICH FROMM

 

 

Erlangte als Psychoanalytiker und Sozialpsychologe sowie auch als Autor und Humanist eine weltweite Wirkung, wie kaum ein anderer deutscher Geisteswissenschaftler. Seine Schriften und Erkenntnisse werden bis heute in aller Welt von einem breiten Publikum gelesen und rezipiert.

 

 

552px-Gedenktafel_Bayerischer_Platz_1_(Schönb)_Erich_Frommfromm1970

 

 

 

 

 

 

 

 

Erich Fromm

(Bild: www.erich-fromm.de)

Credo eines Humanisten

(Auswahl aus www.erich-fromm.de)

•    Ich glaube, dass sich die Einheit des Menschen aus der Tatsache ergibt, dass der Mensch ein sich seiner selbst bewusstes Leben ist. Darin unterscheidet er sich von anderen Lebewesen. Der Mensch ist sich seiner selbst bewusst: seiner Zukunft (das heißt der Tatsache, dass er sterben muss), seiner Kleinheit und seiner Ohnmacht; er nimmt die anderen als andere wahr; er lebt in der Natur und ist ihren Gesetzen unterworfen, auch wenn er sie mit seinem Denken übersteigt.

•    Ich glaube, dass der Mensch das Ergebnis einer natürlichen Evolution ist, die aus dem Konflikt entspringt, dass er in der Natur gefangen und gleichzeitig von ihr getrennt ist, und aus dem Bedürfnis, Einheit und Harmonie mit der Natur zu finden.

•    Ich glaube, dass die Natur des Menschen in einem Widerspruch zu fassen ist, der in den Bedingungen der menschlichen Existenz wurzelt und eine Suche nach Lösungen notwendig macht, die ihrerseits neue Widersprüche und das Bedürfnis nach neuen Antworten erzeugen.

•    Ich glaube, dass jede Antwort, die auf diese Widersprüche gegeben wird, die Voraussetzung erfüllt und dem Menschen hilft, sein Gefühl des Abgetrenntseins zu überwinden und ein Gespür der Zustimmung, der Einheit und der Zugehörigkeit zu erlangen.

•    Ich glaube, dass der Mensch bei jeder Antwort, die er auf diese Widersprüche gibt, nur die Möglichkeit der Wahl hat, entweder vorwärts oder rückwärts zu gehen. Diese Wahlmöglichkeiten, die sich in bestimmten Handlungen manifestieren, sind die Wege, auf denen wir in unserem Menschsein regredieren oder progredieren.

 

 

Ahmed Arif

Share

Ahmed_arif

Maviye, Maviye çalar gözlerin,

Yangın mavisine.

Rüzgarda asi, Körsem,

Senden gayrısına yoksam,

Bozuksam,

Can benim, düş benim, Ellere nesi?

Hadi gel, Ay karanlık…

KSYM: Kedi/Köpek Seçme ve Yerleştirme Merkezi

Share

“Tedi Projesi”

“HER EVE BİR TEDİCİK” projemiz hayata geçmiş bulunmaktadır…(E.Nardemir)

Eskişehirli Sosyolog Elif Nardemir ve duyarlı Çevresinin oluşturduğu facebookdaki Grubun biraz eğlence amaçlı olmasının dışında ciddi ciddi şimdiye dek kişisel hayvanlara ev sahipleri bulma gibi bir manevi görev de üstlenmiş bulunmaktadırlar. ama en önemlisi de sanırım bana bile bulaşan şey insanlara bunu ÖĞRETMELERİ.

AŞURE

Die türkische Soziologin E. Nardemir hat mit ihrem Freundeskreis auf Facebook eine Gruppe gegründet, die KSYM heisst. Direkt ins Deutsche übersetzt bedeutet es “Katze/Hund Suchen und Heim finden – Zentrum” . Gebildet wurde die Gruppe aus Freude am Engagement und natürlich für den guten Zweck. In der Türkei ist es noch Luxus ein Haustier zu halten, schließlich schafft man es noch nicht mal allen Menschen ein Dach zu bringen. Insofern ist die Arbeit der Gruppe in grundlegenden sozialen Fragen verwurzelt. Es wird sich lohnen die zukünftigen Aktivitäten von KSYM zu verfolgen und aus ihnen zu lernen.

Ich wollte Euch diese Gruppe bekannt machen und so das Thema auf dieser “lokalen Basis” mal in die Hand nehmen und mit Euch diskutieren.

f.Durmaz