SOLIN

Share

 

 

Ben Solin, yani Soline  Ohanyan.

Ben bir reiki masterıyım ve size hikayemi anlatmak istiyorum.

Nedeni olmadan, sadece anlatmak istiyorum ve size de aynısını öneririm.

—————————–

İlk hastam  Kamil Bey. Nurlar içinde yatsın.

Kamil Bey  senelerce uluslararası şirketlerde Mali İşler konusunda üst düzey yöneticilik yapmış, kendini çok iyi yetiştirmiş, bir çok konu da bilgili, sohbeti çok keyifli , çok titiz, mükemmelliyetçi bir adamdı.

Hayatında ki öncelikleri hep işleri olmuştu.

Sert görünüşünün ardında sevgi dolu babacan bir insandı, kimseyi incitmezdi. İki kız babası olduğunu söylersem onun kişiliği hakkında daha fazla bilgi sahibi olursunuz.

Bu mükemmelliyetçi yapısı onun sonunda kanser olmasına zemin hazırlamıştı.

Terapiye başladığımda  kanser bedenini tüketmiş ve tüm vücudunu sarmıştı artık yapabilecek çok fazla bir şey yoktu.

Bir kaç aylık ömrü kaldığı söylenmişti.

Eşi son günlerinde acı çekmesini istemediğinden benden terapi yapmamı istemişti.

Ben onunla çalışmaya başladığım ilk gün, bana seansın ne kadar süreceğini sormuş ve bana böyle şeylere harcayacak vakti olmadığını söylemişti.

’Reiki’ye kesinlikle inanmıyordu(!) ve sadece eşini kırmamak için terapiyi kabul etmişti .

İlk seansın bitiminde hiçbir şey hissetmediğini ve bir fark oluşmadığını söyledi.

Ben ısrarla, hiç değilse üç seans yapmak istediğimi söyledim.

Çünkü iyi geleceğine emindim.

İkinci ve üçüncü seanslarımızı yaptık.

Bunların son seanslar olduğunu düşünüyordum.

Fakat bir den Beyfendi terapiye devam etmek istediğini söyledi ve akabininde seans ücretimi sordu.

Ben de kendisine o ana kadar para karşılığı hiç terapi yapmadığımı, para  istemediğimi söyleyince bana kızdı.

’’Sen bu şekilde profesyonel olamazsın ve yaptığın terapiyi de kimse ciddiye’’ almaz dedi.

Ben de ’’zaten size de çok bir faydam olmadı’’ derken sözümü kesip aslında çok faydalandığını kendini inanılmaz zinde hissettiğini ve geceleri daha rahat uyuduğunu anlatmaya başladı.

Öyle çok sevinmiştim ki, dünyalar benim olmuştu.

Terapiye devam etmek istiyordu ama bir şartı vardı.

O da  seans ücretim neyse onu ödemekti, yoksa ona çok iyi geldiği halde terapiyi kabul etmeyeceğini söyledi. Sonunda o galip geldi ve ben yaptığım terapi için ücret almaya başladım.

İlk işim!

Terapi seanslarımızın süreleri uzamaya başlamıştı.

Ben ona şifa verirken oda bana hayat dersleri vermeye başladı.

Sohbetlerimiz çok keyifliydi…

Etrafımdaki insanlara terapi seansları yaptığımı söyleyince yeni hastalar oluşmaya başladı ve yapmaktan çok keyif aldığım terapi artık benim işim haline dönüşmeye başlamıştı.

Para kazanıyordum artık ve neredeyse her güne bir hastam vardı.

Hastalarımın olmadığı zamanları ise insanlara daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesi ile farklı kitaplar okuyor, hastalıkları ve insan vücudunu inceliyor kendimi geliştirmeye çalışıyordum.

Sevgili Kamil Beyin Hastaneye yattığı dönem de, beni görmek istediği zamanlar da terapi için Hastaneye gidiyordum.

Aramızda inanılmaz bir bağ oluşmuştu.

Beni her konuda çok destekliyor ve sürekli ilerlemem gerektiğini, Reiki şifa enerjisini başkalarına da öğretmem gerektiğini söylüyordu. Oysa ben kendimi yeterli bulmuyordum.

Bir gün ‘’ ben ölmeden seni öğretmen olarak görmek istiyorum planlarını ona göre yap’’ dedi.

Onu çok seviyordum.

Benim iyiliğimi düşünüyor ve  yükselmem için çabalıyordu.

Bunu bildiğim için, ona öğretmenlik yapacağıma dair söz verdim.

Bu Eğitim işi için benim de  İzmir‘e Eğitim almaya gitmem gerekiyordu.

Fakat hastamı bırakıp gitmek istemiyordum çünkü çalışmaya başlayalı 10 ay olmuştu ve Kamil Beyin artık son günlerininin yaklaştığını hepimiz biliyorduk.

Sonun da bir karara vardım ve Öğretmenlik Eğitimi için uçak biletimi aldım ve Kamil Bey’e  de  söyledim.

Kendisi çok sevinmişti  ve bunu birlikte kutlamaya karar verdik.

Tek endişem ben yokken vefat eder mi düşüncesiydi.

Alex  yani Sevgili Eşim de,  ’’senin cenazesinde bulunmanı isterse merak etme bekleyecektir’’ dedi.

Eğitime 2 gün kala Kamil Bey vefat etti ve gerçekten de onun son yolculuğunda yanında oldum.

Onu ışıklarla sarıp  sarmalayıp  Yuvaya, meleklerin yanına yolladım.

Yedisinin duasında ise öğretmen olarak dönmüştüm.

Her zaman onu Rahmetle sevgiyle anarım ve ona  hep teşekkürlerimi yollarım, hayat gerçekten çok enteresan.

Hayatımıza giren insanların kısaca herkesin bir görevi var.

Lao Tuzu’nun da söylediği gibi:

“Tanrı size istediğiniz insanları değil ihtiyacınız olan insanları verir.

Öyle ki bu insanlar size yardım edecek ,sizi incitecek,acı verecek,sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır…!”

Ben Solin, buna kesinlikle inanıyorum ve bu apartmana taşınmamızın tesadüf olmadığını düşünüyorum.

————–

ARKASI YARIN

Solin Ohanyan & f.Durmaz

 

 

 

 

 

Comments: Kommentare deaktiviert

Comments are closed.