Lupercalia-Aşk Birliktelik gerektirmiyor!!!

Share

Merhaba Dünya!!!
Bir haftasonu ve saat sabahın  06.00′sı.

Balkon da oturmuş sonbaharın gelişini güzel bir çay ve sigara ile karşılarken, evimin önünde pijamalı iki çiftin tartışmalarına şahit oldum.

Tabii bir çoğunuz, benim ve onların bu saat de ,ayakta, ne işimizin olduğunu merak ediyordur ama ne ben ne de onlar bu sorunuzu cevaplayabileceğimizi sanmıyorum:)

Sanırım ‘uyku tutmadı’ diyip konuyu kapatıp ,asıl noktaya dönmemiz zaten en doğrusu.

Bugünün Konusu:

AŞK!!!

 

 

Hani şu yüzyıllardır gündemin başrolünü kapan,savaşların başlamasında son damla olan,Kadınla Erkeği aynı anda hipnotize edebilen duygudan bahsediyorum.

Tarihsel hikayesine bakacak olursak Roma da  270 yılında ilan edilen Aşk Festivalinin adı Lupercaliadır.

Bu festivalin kökeninde bereket, bağlılık,ilk cinsel birleşme,geleneksel hediye alıp vermeler yatmaktadır.Biz de günümüzde bunu 14 Şubat ile kutlamaktayız.

(günümüzde aslında alışveriş için sadece bir araç haline gelmiş bir kutlama olsa da tarih de hikayesi biraz daha özel ve anlamlıdır.)

Böylesi uzun hatta insanlığın yaratılışından bu yana  gündemden düşmeyen bu konuyu bugün şahit olduğum Çiftin Hikayesini anlatarak taçlandıracağım ;

Şimdi bu Çift kapımızın önünde bir hararetle tartışmaya başladılar ve bende ister istemez onların hikayelerinin bir kısmına şahit oldum.

Daha doğrusu Adam Kadına vıdı vıdı yaparken ,sesi Kadının tepkisizliğinden olsa gerek gittikçe yükselmeye başladı ve bağırıp çağırdı.Kadın  şoktan mı yoksa yapı gereği mi  sadece baktı ve tek kelime etmeden dinledi.Sonra adam alel acele son sözünü edip, Kadına omzu ile çarptı ve “bu sadece senin suçun” diyerek yoluna gitti.

Kadın ise sokağın ortasında kaskatı kesilmiş bir şekilde kalakaldı ve dakikalarca kıpırdamadan durdu.

Bir ara derin bir Nefes alıp arkasını döndü ve Adamın gidişini izledi.

Çünkü bir tarafı dönüp gelmesini istiyordu,diğer tarafı da arkasından gitmek…

Ama Beyninin sol lopu ağır basmış olacak ki gururu ağır bastı ve oda kendi yolunda ilerlemeye başladı.

Böylece Aşk birlikteliğine bir ara verdi ve rafa kaldırdı kendini.

Diyorum ya “aşk birliktelik gerektirmiyor” diye.

Benim bugün Aşk konusunda değinmek istediğim nokta ise şu;

Kaçınız aşık olduğu insan ile birlikte?

Ya da ilişkileriniz de beyninizin sağ ve sol loplarından hangisi daha ağır basmakta?

Birlikteliklerinizin nedenleri nedir?

Aşk mı ,doğru insan olması mı?

Kaçınız tutkulu bir birliktelik yaşıyor?

Kaçınız Aşk’ı tanıyor?

Birine Aşık olabilirsiniz ama yatağınızda başka biri ile uyur uyanırsınız.

Çünkü aşık olduğunuz kişi gözünüzde öyle bir yerdedir ki ya o sizi ya da siz onu hak etmediğinizi düşünürsünüz ve böylece herkes kendi hayatını kurar.Yani mantıksal seçimlerden oluşan hayatını.

Kaç kişi birlikteliğinde nedenler olmadan bir birliktelik yaşayabiliyor?

Ya da daha doğrusu kaçınız toplumsal uyumlar, gereklilikler, ego gibi duygular ağır basmadan sadece nedensiz birliktelik yaşayabiliyor ?

Kaçınız maddesel şeylerden bağımsız sadece duygularınıza sahip çıkarak hayatına şekil verebiliyor?

Bazılarınız bu ifadelerime karşılık Hayat şartlarını ya da çeşitli argümanları bahane edebilir.Bu çok da normal bir refleksdir.Ama  bu sadece kısa süreli bir kaçıştır.

Oyüzden insanlar belirli bir yaştan sonra yaşamış olduklarının aksine hayatlara doğru açılıp herkese ve herşeye rağmen aşklarını yaşama cesareti bulurlar.Bu da genelde ihanetler, çok eşli yaşanan ilişkilerle örneklenebilir.

İşte buyüzden de günümüzde evliliklerin ömrü kısadır.

Çocuk yaparak ise sadece öğrenilmiş birlikteliklerinizin ömrünü uzatıp kandırıkçılar çetesine üye olabilirsiniz.

Bu tür durumların kökeninde ise eğlenilecek ve evlenilecek kişi dersleri yatmaktadır.

Evliliklerde ya da birlikteliktelerde insanlar ya zenginliği, ya güzelliği ya da başka yüzeysel şeyleri seçerek hayatlarına hayatlar katıyor.

Kısacası “Aşk; karın, ego,yerleşik düşüncelerimizi doyurmuyor “mantığı hakim günümüzde.

Bunlar da Izdıraplarımızın pür nedenleridir.

Çünkü toplum size kim olduğunuzu nasıl insanlarla birlikte olmanız gerektiğinizi öğretir ya da öğretmiştir.Siz de buna kader tanımını koyarak kendinizi avutursunuz.

Vay halimize …..

Umuyorum siz sabahları aşık olduğunuz insanın yanında gözlerinizi dünyaya açabiliyorsunuzdur ve benim yazdıklarım da zırvalamadan ibarettir:)

İyi Aşklar size!!!

Aziz Valentinus ve Julia’ya selamlar.

Flitz

Comments: 2 Comments

2 Responses to “Lupercalia-Aşk Birliktelik gerektirmiyor!!!”

  1. Seda sagt:

    Ben aski bulup, asik oldugu insanla birlikte olanlardanim, Belki de sansli azinliklardanim..yine de soylediklerine katilmamak elde deil.. Agzina saglik dostum!

  2. ahmet sagt:

    com guzel anlayana