-Was Leute so machen: Ein programmierender Philosoph

Share

 

Unterschiedliche Menschen begeistern sich für unterschiedliche Dinge. In meinen Interviews lasse ich Menschen erklären, was sie interessiert. Heute spreche ich mit Oliver Will, der zwei Dinge miteinander verbindet, die man nicht unbedingt zusammen erwarten würde: Philosophie und Computersimulationen.
Ich finde diese Forschung sehr interessant, weil sie eine andere Form von Sozialwissenschaft ist, der man weniger leicht vorwerfen kann, dass sie unwissenschaftlich und nicht exakt sei. Deshalb will ich sie hier vorstellen.

 

Nun aber zum Interview:

FD: Von Physikern und Ingenieuren, die Computersimulationen verwenden, haben die meisten von uns schon mal gehört. Du aber schreibst und benutzt Computerprogramme für Deine Doktorarbeit in Philosophie. Wie passt das zusammen?

OW: Auf eine ganz ähnliche Frage versuche ich in meiner Doktorarbeit eine Antwort zu geben. Ich nehme mir einen philosophischen Klassiker vor, übersetzte ihn in eine Sprache, die mein Computer versteht, und versuche zu zeigen, dass wir dadurch etwas gewinnen.

Comments: 2 Comments

Mız-Mız

Share

Son zamanlar da söylemek istedigim çok şey olmasına rağmen bloke olmuş durumdayım.

Uzaktan Memleketimde yaşananları izlemek gerçekten katlanılmaz.

İşte buyüzden de gördüklerim, okuduklarım beni çok rahatsız etmekte.

Çünkü son haftalarda yaşanan üzücü olaylar hakkında herkes sadece konuşmakta ve hemen hemen herkes de aynı şeyleri söylemekte.

Tabii ki ‘konuşmayalım’, ‘eleştirmeyelim’ demiyorum.Aksine daha çok konuşmalı, daha çok düşünmeliyiz.

Fakat bu konuşmalar sadece atıp tutmaktan ibaret olunca insan ister istemez öfkeleniyor ve kızıyor olup bitenlere.

İşte sorun da tam bu Nokta da başlıyor.

Yani herkes birşeyler diyor, ama asla eyleme geçilmiyor.

Çünkü kimse çözüm önerisinde bulunmuyor.(Daimi çözümden bahsediyorum)

Herkes başkasının ne dediği ne yaptığı ile okadar meşgul ki çözümlerini eyleme geçirmeye vakit bulamıyor.Zaten konuşmaların nedeni de sorunları çözmek değil sadece bireysel rant sağlamak.

Oysa kimse bu durumun kendi seçimlerinin sonuçları olduğunu, hata yaptığını kabullenip arkasında durmuyor.En azından bunu yapabilseydik, insanlarımız için daha faydalı birşey yapmış olurduk.

Kısacası herkes sadece ukalalık taslamakta ve kendine dönüpte bakmamakta!

Madem herkes herşeyi bu kadar iyi biliyor, madem herkes bu kadar yardım sever neden bu Ülke de Sivil Toplum Örgütleri kurulmamakta? Neden kimse aktif olarak Toplum için kalıcı çözümler bulup bunun için çalışmamakta?

Ya da neden hâlâ 1980′ li yılların gündemindeki sorunlarla boğuşmaktayız?

Çünkü kahve köşelerinde okey oynamak, Altın Günleri yapıp onun bunun dedikodusunu yapmak, eğlence merkezlerinde boy gösterip manken gibi Eşlerle hava atmak daha önemli de ondan.

Bir kaç hafta sonra herşey unutulduğunda kimse zor durumda olan kimsesizlerimizi düşünmeyecek.(İşte sırf bunun için yazıyorum)

Herkes Sosyal Paylaşım Platformlarında hayatlarından fotoğraflar yayınlayarak ona buna hava atmaya devam edecek.

Çünkü biz artık insanların içine değil dışına bakmaktayız!!!

Kürt-Türk, Dinci-Dinsiz, Fakir-Zengin, Güzel-Çirkin, Kültürlü-Kültürsüz, Entel-Kıro gibi yüzeysel ayrımlar yaparak ta, kendimizi tanımlayıp diğer insanları aşağılayarak ötekileştirmeye devam edeceğiz.

Sonra da durmadan mız-mızlanacağız.

Hâlbuki konuştuğumuzun yarısı kadar çalışabilseydik, hiçbirşey bu noktaya varmazdı!!!

Nice mız-mızsSız Günler dileğiyle!

Saygılarımla

f.D

 

 

 

Comments: Kommentare deaktiviert

Lupercalia-Aşk Birliktelik gerektirmiyor!!!

Share

Merhaba Dünya!!!
Bir haftasonu ve saat sabahın  06.00′sı.

Balkon da oturmuş sonbaharın gelişini güzel bir çay ve sigara ile karşılarken, evimin önünde pijamalı iki çiftin tartışmalarına şahit oldum.

Tabii bir çoğunuz, benim ve onların bu saat de ,ayakta, ne işimizin olduğunu merak ediyordur ama ne ben ne de onlar bu sorunuzu cevaplayabileceğimizi sanmıyorum:)

Sanırım ‘uyku tutmadı’ diyip konuyu kapatıp ,asıl noktaya dönmemiz zaten en doğrusu.

Bugünün Konusu:

AŞK!!!

 

Comments: 2 Comments

Herkes aşıktır önce kendine

Share

Herkes aşıktır kendine…

Birazda olsa aşıktır kendine.

Neden mi?

Soluksuz ve amansız hayatta yokluğun,varlığın,köleliğin,ızdırabın,neşenin,keyfin ve türlü duygunun yaşandığı heryerde, heranda, önce insan kendini getirir.Çünkü insanoğlunun hayatında üzerinde pekte düşünmediği gözden kaçırdığı bir kavram vardır.

”Ayna”.

Tarihi 4 bin yıl öncesine kadar dayanan ayna ilk olarak yanardağdan kalan taşların cilalanmasıyla keşfedilmiştir ve ilk olarak Almanya’nın Nürnberg kentinde 14.yüzyılda bir odanın tüm odanın tüm detaylarını yansıtan ve tavana asılan nesneler olarak yer bulmuştur.Küçük aksesuarlar haline gelmesiyle özellikle kadınların elinden düşürmediği aynayı bilinen haline yine Alman ayna kimyageri Justus von Liebig getirmiştir.

Gümüşnitratın cama sürülmesiyle oluşan ayna, hiç düşünmediğimiz küçük bir ayrıntı olarak hayatımızın olmazsa olmazıdır.

Bir düşünün;ona herhangi birşeye bakar gibi bakmayız.Değerlidir yansıması.Dedim ya üzerinde hiç düşünmediğimiz bu duygu bizi kıymetli kılan güçlendiren anlardır.

Comments: Kommentare deaktiviert

Hoşgeldin c.Daştan

Share

Öncelikle bu yazıyı yeni Redaktörümüze hoşgeldin diyerek başlamak istiyorum ;

“Sevgili Coşkun Hoşgeldin” !!!

Bundan böyle  C.Daştanın  yayınlanacak olan yazılarını, fotoğraflarını ve foto-röportajlarını açıkcası heycanla bekliyorum.

Birazdan yayınlayacağım yazısını az önce okurken acaba nezaman ikinci yazısını bitirir de yayınlarım diye aklımdan geçirdim, çünkü  çok uzun zamandır tanıdığım bu Adamın herkese aktaracağı çok güzel ve önemli çalışmaları var.

Teklifimi geri çevirmediği için öncelikle kendisine çok teşekkür ediyorum.

Kendisini, zamanla, çalışmaları sayesinde  daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız.

O yüzden sahip olduğu yetenekleri ve nitelikleri sizlerle  paylaşmam doğru olmaz :)

Sadece takip edin ve görün :)

Şimdiden desteği ve güzel kalemi için çok teşekkür ediyorum.

Nice c.Daştanlı yazılar dileğiyle….

f.Durmaz

Foto :Coşkun Daştan


Comments: Kommentare deaktiviert

Nerede ve kiminle olmak?

Share

Bazen tercihler yaparsınız ve sadece iyi olmasını umarsınız…

Çünkü önceden zaten yeterince üzülmüşsünüzdür ve artık huzuru ararsınız.Sonra karşınıza hiç beklenmedik bir anda  biri çıkıverir, ve herşey hiç planlamadığınız gibi gelişir…

Böylece başka Insanlarla olma olasılığı dahi önemini yitirir ve bu sağlam, iyi, huzurlu, sevgi saygı çerçevesindeki duyguların peşinden gitmeye karar verilir! Çünkü artık yorulmuşsunuzdur!

Risk almaya dahi gücünüz yoktur. Çünkü artık ehemmiyet,güven üzerine kurulu, sağlam birşeyler ummaktasınız ve çok düşünmeden bu yolda yürümeye karar verirsiniz.

Comments: Kommentare deaktiviert

Bir Şans daha !!!

Share

Insan, insanın canını acıtırsa unutmak en zor beyin faaliyetir.

Ya peki bunlarin altında yatan neden siz degilseniz?

Işte sırf buyüzden insan insana herzaman bir şans daha vermeli.


Comments: Kommentare deaktiviert

pOstmOdeRn rEqUiremEnT /pOstmOdeRn ihTiyaçLarıNız

Share

Günlük ihtiyaçlarımız hergün değişmekte…..

Kendi hayatıma baktığımda inanılmaz zig-zag larla dolu bir skala görüyorum.

Yaklaşık olarak 10 yıl önce cep telefonuna dahi ihtiyaç duymazken şimdi ise Mobil olduğum alanlarda bile Internet bağlantısına ihtiyaç duyuyorum ve uzun süredir sigara içmemiş bir tiryakinin belirtileri belirmeye başlayabiliyor o alanlarda. Mesela otogarda , kahvehanede, sokak da vs.

Şöyle bir Film şeridi gibi hayatınıza siz baktığınızda  ne tür değişimler görüyorsunuz ve bunlar sizde sizce ne tür değişimler yaratmış olabilir ? Isadan önce ve sonra kıyaslaması misali…

Bunlar herşey olabilir.En ufakdan büyüğe.

Mesela  küçük bir kızdan büyük bir kadına dönüşmüş ve bir topuklu ayakkabı kolleksiyonu oluşturmuş olabilirsiniz ve bu basit ihtiyaç analizi hakkında ses duyurmak bile istebilirsiniz.”Ayakkabılarımı çok seviyorum ama onlarla yürümek tam bir işgence “demek isteyebilirsiniz.

Ya da hayatınızın ipleri sizin elinizde değilde  aslında virtüel bir sistemde olduğunu fark etmiş olabilirsiniz ve bunu da dile getirmek isteyebilirsiniz.

Dedim ya bunun için bu bölük pörçükden bütünlüğe ulaşabileceğiniz bir alan burası.

Çünkü hepimiz birbirimize benzeriz!

Haydi başlayın ozaman.

F.Durmaz

Basic Requirement
Basic Requirement
daily
Daily Sex

 

Requirement in The Retail Management
Requirement Management

 

Comments: Kommentare deaktiviert

Memleketin Hali

Share

…….

………

………..

Türkiye  de son yıllarda olan olayları anlamamakla beraber bu gidişata Toplumumuz nezaman kulak kabartıp ciddiye alacağını ve bir DUR diyeceğini çok merak ediyorum.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyeti Ülkemizde egemen olduğu için olaylara sadece şaşırmakla ve yakınmakla kalıyoruz.

Devrimler yapacak aklı çalışan insanları da karalayıp yurtdışına sürgün ediyoruz tıpkı Sayın Pınar Selek’in yıllardır süren davası sonucu yurtdışında yaşamaya mahkum edilmesi gibi. Adalet ve yardımseverlikle vatandaşlarına dokunan onları bir çatı altında buluşturan bu saygın Sosyolog çok çirkin bir suçlama ile Türkiyedeki aktif hayatından mahrum edildi ve şuanda yurtdışında Ülkesine hasret bir şekilde yaşamak zorunda bırakıldı.

Kısacası “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” atasözü bir kez daha gerçekleşti ve bir değerli Insanımız daha kovuldu ülkemizden!!!

Velhasıl hergün Memleketimden uzaktayken, bu tür Haberlere sadece tanık olmak ve birşey yapamamak beni üzmekle kalmıyor Sinir Katsayımında tavanlara vurmasını sağlıyor.

Comments: Kommentare deaktiviert

Prototipik Yaşantılar

Share

-“ Günümüzde Kendimizle  başbaşa kalmaya tahammülümüz yok!”-

Çünkü sistem (Media-Toplum-Devlet-Piyasa-Okul-Üniversiteler-İş yerleri- vs) insanlara daimi Mücadele duygusunu aşılamakta.

Dolayısıyla İnsanlar kendileri ile başbaşa kaldıklarında bunalmaktalar böylece de can sıkıntıları oluşmakta.

Bu Can sıkıntısı ise öylesine bir dugudur ki insan sürekli birşeylere sarar ve anlamsız yıkımlar yaratır!!!

Çünkü tanımsız duygular insanları birşeyler yapmaya iter!

Bu duygular Huzursuzluk gibi, mutsuzluk gibi dürtülerdir!Çünkü Mücadele etmek, savaşmak doğamıza sonradan yerleştirilmiş bir öğretilmişlikdir..Fakat bu İnsan Doğasının saf hali  olamaz(!) ve değildirde!Ama bunu böyle adlandırmak bazı kesimlerin işlerine gelmekte ve Öğrenilmiş bir çaresizlik durumu sürdürülmekte.

Comments: 1 Comment